SİNEMA-TV BÖLÜMÜ
Alman Sineması 1919–1933

ETKİNLİK
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema Televizyon Merkezi, İstanbul Goethe Enstitüsü ve Türk Güzel Sanatlar Vakfı’nın katkılarıyla 10 Şubat - 20 Mart 2009 tarihleri arasında on üç filmden oluşan toplu bir gösteri düzenlemektedir. Alman Sineması’nın 1919–1933 yılları arası klasik dönemine ait çeşitli türlerdeki, sesli ve sessiz filmlerden oluşan program, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema- TV Merkezi’nde halka açık ve ücretsiz olarak yapılmakta ve Sinema-TV Bölümü öğretim elemanları tarafından hazırlanmaktadır.
WEİMAR DÖNEMİ: “ALMAN SİNEMASI 1919–1933”
Weimar Cumhuriyeti’nin hüküm sürdüğü 1919–1933 yıllarında “Wiemar Sineması” olarak adlandırılan Alman sineması, Birinci Dünya Savaşı’ndan Nazilerin iktidara geçtiği 1933 yılına kadar en parlak yıllarını yaşamakla kalmaz, dünya sinemasında da ayrıcalıklı bir dönem oluşturur. Weimar sinemasının dışavurumcu yapısı, dönemin sosyo-politik özelliklerini yansıtır. Alman sinemasının bu dönemi teatral kostüm filmleri, stüdyo sanat filmleri ve klasik Alman sineması olmak üzere üç bölüme ayrılabilir. Aktör ve aktrislerin oyunculuğu teatraldir. Işık, dekor, kostüm, mimik, makyaj, mizansen, perspektif gibi plastik öğelerle yaratılan atmosfer, kahramanların psikolojik durumlarını açıklayan ve destekleyen öğeler olarak düzenlenir. Böylece sahnelerdeki grafik kompozisyonun film anlatısına etkisinden yararlanılır. Filmlerin teknik altyapıları ve görüntü kaliteleri oldukça yüksektir. Ancak mizansenler genelde gerçekçi olmaktan uzak, çoğunlukla abartılı ve fantastiktir.
Savaş, ekonomik sıkıntı, işsizlik gibi toplumsal sorunlarla uğraşan Weimar Almanya’sında Doğu Avrupa ülkelerinden gelen yönetmen, senarist, sanat yönetmeni, görüntü yönetmeni gibi sanatçılarla zenginleşen sinema sanatı, korku, gerilim, bilimkurgu, polisiye, savaş gibi çeşitli türlerin en özgün örneklerini verir. Dr. Caligari’nin Muayenehanesi (Wiene), Batı Cephesi 1918 (Pabst), Son Adam (F.W. Murnau), Metropolis ve M (Lang) bu filmler arasındadır. Bununla birlikte, politik tutuculuğun yavaş yavaş iktidarı ele geçirmesiyle film yapımının zorlaşması, Fritz Lang, E. W. Murnau, E. A Dupont, Ernst Lubistch, Erich von Stroheim, Wilhelm Dieterle, Joseph von Sternberg, Otto Preminger, Max Ophüls, Paul Leni gibi ünlü yönetmenlerin Amerika’ya göç etmesine neden olur. Bu göçle, sanatsal ve teknik başarısıyla ün kazanmış bir üslubun yaratıcıları dağılır, bir stil ortadan kalkar. Ancak, Avrupalı sinemacılar yeni bir ülkede yeni eserler yaratmış, dışavurumcu sinema günümüze kadar süregelen etkisini korumuştur.




